Kilo aldım diyete başlıyorum veya “ay çok kilo almışsın!” diyen birine cevaben verilen “diyete başlıyorum!” ifadesi üzerine birlikte düşünelim mi biraz?
Şiddetin bir türü olan body shaming yani bedeni aşağılama yoluyla kişiye psikolojik açıdan zarar verme meselesinden başlayalım. Bilerek ya da bilmeyerek insanların kiloları hakkında yapılan yorumlar, dünyanın birçok yerinde kişisel alana müdahale olarak değerlendiriliyor artık.
Bizimki gibi iletişimin samimiyet üzerine kurulu olduğu ya da kişisel alan kavramının henüz gelişmekte olduğu toplumlarda ise “kilo mu aldın sen?” demek hala daha pek kolay maalesef.
Bu nedenle eğer diyete başlayacaksınız önce kendinize şu soruları yöneltin:
- Neden kilo vermek istiyorum?
- Kilo vermem gerektiğini düşünüyor muyum yoksa etrafımdaki kişilerin talebi/baskısı üzerine mi diyete başlamaya karar verdim?
- Kaç kilo vermek istiyorum?
- Olmam gereken ideal kiloyu biliyor muyum?
- Kronik bir hastalığım var mı, olabilir mi?
Diyete Başlamak İçin Ne Yapmak Gerekir?
Diyete başlamak için bana göre öncelikle yukarıdaki soruları cevaplamak ya da en azından bu soruları kendimize yöneltmiş olmak gerekir.
Sonrasında diyete başlamak için profesyonel yardım almak, kilo verirken sağlığınızı korumak ve kalıcı olarak kilo vermek için en doğru yoldur.
Bir takım diyetleri deneyip, kilo veren ya da hiçbir şekilde bir gram dahi veremediği halde üstüne kilo alan danışanlarımızın sayısı maalesef ki, hiç de az değil.
Fırsat buldukça tekrar tekrar söylüyorum: kilo almak aslında bir yan etkidir. ve diyetle kilo verilmez. Önemli olan kiloya neyin neden olduğunu bulmaktır.
Kilo almanıza yol açan asıl sorunu tespit edecek bir uzmanla çalıştığınızda önce sağlığınıza kavuşursunuz ve diyet, bu sürece hizmet edecek bir beslenme planı olarak en etkili şekilde sizin için bir tür “reçete” işlevi görürü ki, olması gereken de budur.
Diyete Başlamak Neden Zor?
Bir şeye başlamak, hemen her insan için ilk başta değişen oranlarda zordur zaten. Başlayana kadar olan süreç, genellikle ertelemeye uğrar ve bu sadece diyet için değil neredeyse her konuda böyledir.
Diyete başlamak neden zor sorusunu kişi bazında cevaplamayı tercih ederim fakat indirgemeye kaçmadan bir genelleme yapacak olursak, diyete başlama kararı “mahrumiyet” duygusuna neden olur. Beslenme zaten stresli bir konudur, diyete başlamak bu stresi kat be kat artırır. Aç kalmak ile diyeti bozmak arasında yaşanan korku da eklenince, içinden çıkılması hayli zor bir paradoks ile karşı karşıya gelinir.
Yeni bir yeme düzenine geçmek, yemeyi sevdiğiniz birçok şeyden mahrum kalmak, açlık, diyete devam edemeyeceğinden duyulan kaygı ve daha birçok neden, diyete başlamayı zorlaştırır.
Bilmenizi isterim ki, böyle olmak zorunda değil! Diyete başlamak da sürdürmek de kolayca kilo vermek de mümkün, üstelik kalori sınırlamasız bir beslenme planı ile…
Zayıflama Psikolojisi Diye Bir Şey Var mı?
Zayıflama psikolojisi diye bir şey var mı emin değilim, varsa bile bu tür bir psikolojiye girmek ne derece doğru, bundan da emin değilim. Ama bence, kişinin diyet yapmaya ve kilo vermeye hazır olması gibi gerçeklik, var evet.
Bu sürece hazır olmadığını düşündüğüm için “siz şimdi gidin, biraz bu konuştuklarımızı düşünün, kendinizi hazır hissettiğinizde yeniden buluşuruz…” dediğim danışanlarım olmuştur.
Daha da zayıf olmak, kendini kilolu bulmak gibi son derece tehlikeli sonuçları olabilen beslenme bozuklukları nedeniyle, zayıflama psikolojisi kavramına mesafeli yaklaşmak gerektiğini düşünüyorum.
Üstelik diyete başlamak ya da zayıflamak, sanıldığı kadar zor veya bir tür “psikolojik motivasyon” gerektirecek kadar dayanması imkansız bir süreç de değil. Bu bir savaş değil.
Diyette Motivasyon
Hazır olduğunuzda, vermek istediğiniz kiloyu, sağlıklı bir şekilde verebileceğinizden emin olmak ve size bu konuda rehberlik edecek bir uzman ile buluşmak, diyete başlamaya karar vermiş biri için çok daha doğru bir psikoloji ve pozitif bir ruh hali yaratır.
Böylece diyet sürecinde motivasyonunuzu korumak kolaylaşır, hatta süreç keyif vermeye başlar.
Hedefe ulaşmak için ağır bir çaba göstermek, sürekli kendinizi motive etmeye çalışmak ya da yüksek bir bedel ödemek zorunda kalmak gibi şeyler yaşamadığınız bir diyette motivasyon kolayca sağlanır çünkü süreç işkenceye dönüşmez, aksine keyiflidir.
Diyete Başlamadan Önce Yapılması Gerekenler?
Pazartesi diyete başlıyorum gibi, kişilerin kendi kendilerine uygulayacağı bir diyete başlamak için önceden yapılması gereken pek bir şey yoktur.
Motivasyon filmleri izlemek, kararlı olmak bakımından yardımcı olabilir, bir de belki diyete başlamadan önce sağlıklı öğünler hazırlayabilecek bir alışveriş yapmak, diyet listesindeki yiyecekleri önceden hazırlamak gibi şeyler işinizi kolaylaştırır.
Şayet kendi kendinize diyet yapmayacaksanız, bir beslenme uzmanı ile diyete başlamadan önce yapılması gerekenler ise şunlardır:
-
Kan Tahlili
Kilo almanın yaygın nedenlerinden biri B12, Demir eksikliği gibi durumlardır. Aynı şekilde D3 vitamini yetersizliği de gene kilo kontrol sorunlarına yol açar.
Bu yüzden de diyete başlamadan önce tam kan sayımı, yapılması gerekenler listesinde ilk sırada yer alır.
Tiroid bezinin yavaş ya da hiç çalışmaması nedeniyle kilo almak, bir başka yaygın sağlık sorunudur. Kan tahlilinde gördüğümüz T3, T4, Tsh değerlerleri tiroid hormonu ile ilgili durumu gösterir.
Kan sayımı birçok başka konuda da, örneğin geçirgen bağırsak sendromu gibi, fikir sahibi olmamız açısından önemli ipuçları verir.
Kan tahlilini en doğru şekilde analiz etmek, bu nedenle önemlidir. Tahlil sonucunu okuyan beslenme uzmanın deneyimi ve mesleki donanımı, bu analizin başarısında son derece etkin rol oynar.
-
Vücut Kitle İndeksi
Diyete başlamadan önce yapılan ölçümler, ne kadar yağ ne kadar kas kütlesi olduğunu ve kişinin ideal olan orandan ne derece uzak olduğunu tespit etmemizi sağlar.
Profesyonel ölçüm cihazlarına ek olarak mezura ile yaptığımız klasik ölçümler, yöntem olarak bizim için ayrıca önemlidir. Baskül her zaman doğruyu söylemez. Özellikle bel çevresini mezuradan takip etmek, diyet süresince en sık başvurduğumuz takip yöntemidir.
-
Hedef Kilo ve Gerçekçi Bir Beklenti
Ne kadar kilo vermek istediğinize, sizin için ideal kilonun ne olduğunu öğrendikten sonra karar vermek her zaman en doğrusudur.
İdeal kilonun biraz üstünde olmak ya da birkaç kilo altında olmak, çoğu zaman sorun yaratmaz fakat gerçekçi olmayan hedefler koymak, başarısızlığa zemin hazırlar.
Yo yo etkisi dediğimiz kilo verme ve tekrar alma kısır döngüsü, genellikle gerçekçi olmayan beklentiler ve şok diyetler yüzünden yaşanır.
Diyete Nasıl Bağlı Kalınır?
Diyete bağlanmak için ne kadar az zorlanırsanız, ne kadar sürdürülebilir bir beslenme planı uygularsanız, ne kadar az kısıtlanırsanız, o derece rahatlarsınız ve diyete bağlanmak gibi bir zorluk hissetmenize de gerek kalmaz.
Günde iki öğün, kalorisiz beslenme yöntemi ile klinik olarak bizim hedefimiz, sürdürmesi konforlu bir diyet ve zayıflama deneyimi sağlamak.
Bu beslenme planında yasaklı besinler yok mu? Elbette var! Laktoz, gluten, lektin genellikle elimine ettiğimiz besin grupları. Fakat bunların dışındaki bir dünya sağlıklı yiyecekten oluşturduğumuz beslenme planında kalori sınırlaması yok, porsiyon kontrolü yok, aç kalmak yok.
Diyeti bozma kaygısı çok daha minimal seviyelerde seyrediyor çünkü aralıklı oruç sayesinde kan şekeri dengeleniyor, açlık atakları ya da tatlı krizleri ile baş etmek kolaylaşıyor.
Kalorisiz beslenme ile günde iki öğün şeklinde yapılan diyetin en büyük faydası ise tokluk hormonu olarak da bilinen leptin seviyesini düzenliyor olması. Böyle diyete bağlı kalmak için ekstra çaba göstermeniz de gerekmiyor…
- Bayramda Nasıl Beslenmeliyiz? - 29 Mart 2025
- Romatoid Artritte Beslenme - 26 Mart 2025
- Kilo Vermek İsteyenlerin Sık Yaptığı 10 Hata - 23 Mart 2025